EĞİTİM
19.2.2024 23:11

Çocuklarımız ve Biz

Mehmet Ali Kaya
Mehmet ALİ KAYA
Çocuklarımız ve Biz

Çocuklarımızın ahirette şefaatçi olmasını istiyorsak dünya hapsinden onları kurtarmaya çalıştığımız gibi ahiret hapsinden de kurtarmaya çalışmalıyız. Şefkatin su-i istimali ile o çocuğu ahirette şefaatçi olmak lazım gelirken davacı ediyor. O çocuk “Niçin benim imanımı takviye etmeden helâketime sebebiyet verdiniz” diye şikayetçi olacaktır.

Bir anne çocuğunu kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda eder. Allah kendisini böyle bir şefkatle teçhiz etmiştir. Ancak bu şefkati ve fedakarlığı yanlış yerde kullanmamak gerekir. “Oğlum Paşa olsun!” diye bütün malını sarf eder, hafız mektebinden alır, Avrupa’ya gönderir. Böylece dünyasını elde etsin düşünürken ahiretini kaybettirir. O çocuğun hayat-ı ebediyesini tehlikeye girdiğini düşünmüyor.

Çocuklarımızın ahirette şefaatçi olmasını istiyorsak dünya hapsinden onları kurtarmaya çalıştığımız gibi ahiret hapsinden de kurtarmaya çalışmalıyız. Şefkatin su-i istimali ile o çocuğu ahirette şefaatçi olmak lazım gelirken davacı ediyor. O çocuk “Niçin benim imanımı takviye etmeden helâketime sebebiyet verdiniz” diye şikayetçi olacaktır. Hem o çocuk dünyada da İslam terbiyesini tam almadığı için anne-babasına hizmet edeceğine başına belâ olur. En muhtaç olduğu zamanda şefkatine mukabil eza görür.” (Lem’alar, 259-260.)

İslam terbiyesi yerine medeniyet terbiyesi yüzünden ondan belki kırktan bir çocuk anne-babasının şefkatine ve hizmetine mukabil gerekli saygı ve sevgiyi gösterir, ondan dokuzu, belki kırktan otuz dokuzu göstermez. Babasına ve annesine vicdan azabı çektirir; ahirette de kendisine davacı olur. “Neden beni iman ile terbiye etmediniz” der. (Kastamonu Lahikası, 196.)

**

Mekke fethinden sonra Hz. Ebubekir (ra) doksan yaşındaki gözü görmeyen babasını Peygamberimizin (asm) huzuruna getirdi. O hem ihtiyar hem âmâ idi. Peygamberimiz (asm) ona iltifat etti.

“- İhtiyara zahmet verdiniz; haberim olsaydı yanına kadar giderdim ve biatını orada kabul ederdim” buyurdular.

Ebu Kuhâfe Peygamberimizin (asm) huzurunda kemâl-i edep ve aşk ile kelime-i şahadeti getirerek Müslüman oldu. Hz. Ebubekir (ra) hıçkırarak ağlamaya başladı. Allah resulü sordu:

“- Ya Ebabekir! Niçin ağlarsın?” dedi.

Hz. Ebubekir (ra):

“- Ya Resulallah! Siz amcanız Ebu Talib’in Müslüman olması için ısrarlı bir şekilde dua ettiniz; ama o istediğiniz gibi iman etmedi. Siz bundan dolayı kalbi kırık bir şekilde yaşıyorsunuz. Şimdi ne kadar isterdim babam yerine amcanız Müslüman olsaydı da sizin gönlünüz hoş olsaydı. İşte beni ağlatan budur” dedi.

**

Osmanlı Padişahları iyi bir eğitim ve İslam terbiyesi yanında ehl-i tarikin manevi sultanlarına da kalben bağlı idiler. Zaman zaman onları ziyaret eder ve nasihatlerini dinlerlerdi. Her birinin bir manevi sultanı vardı.

1. Osman Gazi, : Şeyh Edibali

2. Yıldırım Beyazıt : Emir Sultan

3. II. Murad : Hacı Bayram-ı Veli

4. Fatih S. Mehmet : Akşemsettin

5. Sultan Beyazıt : Mehdi Paşa

6. Yavuz S. Selim : İbn-i Kemal

7. K. S. Süleyman : Merkez Efendi, Sünbül Efendi

8. III. Murad : Aziz Mahmut Hüdayi

9. I. Ahmed : Aziz Mahmut Hüdayi

10. IV Murad : Aziz Mahmut Hüdayi

Youtube Kanalıma Abone Olun!

Düzenli olarak paylaştığımız videoları kaçırmayın.

Abone Ol