
“Menfaat üzere çarhı kurulmuş olan siyaset-i hâzıra, müfteristir, canavar. Aç olan canavara karşı tahabbüb etsen, merhametini değil, iştihâsını açar. Sonra döner, geliyor; tırnağının, hem dişinin kirasını senden ister.” (Sözler, Lemeât, s. 647.)
Bediüzzaman “Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dâvâ etmek ve onlara müracaat etmek bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir.
Ben bu haksızlığı ve hakka karşı hürmetsizliği irtikâp etmek istemem vesselâm” demektedir. (Mektubat, 75)
***
“Haksızlığı hak iddia etmek” ne anlama gelmektedir?
Fert açısından baktığımız zaman “hak arama ve hakkı talep etme” her ferdin hakkıdır. Ancak garaz ve düşmanlık duyguları ile hareket ederek hakkı olmadığı halde hak talep edenlere müracaat etmek hakka karşı bir hürmetsizliktir.
Yapılması gereken bir üst merciye, yani mahkemeye müracaat etmektir.
Fikir ve ekol canibinden baktığımızda haksız bir mesleği ve mezhebi garaz ve düşmanlık duyguları ile takip ederek hakkı müdafaa eden mesleklerle mücadele edenlere karşı hak dâvâ etmek hakka karşı bir hürmetsizliktir.
Yapılması gereken “müfti-i ümmet cemiyet-i ulemaya” (Hutbe-i Şamiye, 104) havale etmektir.
Cemiyet ve siyaset nokta-i nazarından bakıldığı zaman haksızlığı yapanlar “insan suretindeki şeytanlar” ise ve bu haksızlığı intikam duyguları ile yapıyorlarsa onların kapısına giderek hak talebinde bulunmak, adalet istemek “olmayacak duâya amin demek” anlamında olduğu için hakka karşı bir hürmetsizliktir.
Yapılması gereken Bediüzzaman Hazretleri gibi onlara müracaat etmemek, “Hasbünallahü ve ni’me’l-vekîl” diyerek Allah’a sığınmak ve Allah’ın onlardan intikam alacağı zamanı sabırla bekleyerek en büyük cihadın “zalime karşı hakkı söylemek” olduğunu bilerek tek başına da olsa hakkı müdafaa etmektir.
***
Bediüzzaman ayrıca “Neden vesika almak için müracaat etmiyorsun, istida vermiyorsun?” diyenlere “Müracaat kanun dairesinde olur. Halbuki bu altı senedir bana karşı muamele keyfî ve fevkalkanundur. (...) Bu fevkalkanun muamele edenlere kanun namına müracaat mânâsız olur” (Mektubat, 75) buyurarak hukukun gereğini yapmayan ve haksızlığı kanuna bağlayanlara müracaat etmenin dahi doğru olmadığını belirtmektedir.
Yapılması gereken onları muhatap dahi almamaktır.
***
Son söz yine Bediüzzamandan;
“Menfaat üzere çarhı kurulmuş olan siyaset-i hâzıra, müfteristir, canavar. Aç olan canavara karşı tahabbüb etsen, merhametini değil, iştihâsını açar. Sonra döner, geliyor; tırnağının, hem dişinin kirasını senden ister.” (Sözler, Lemeât, s. 647.)
Yeni Asya / 10 Ekim 2015 / Cumartesi