DİN
20.2.2025 15:09

Kıyamet Alametleri-3

Mehmet Ali Kaya
Mehmet ALİ KAYA
Kıyamet Alametleri-3

Peygamberimiz (sav) “Allah bir kimseye hayır murat ederse ona dini konularda derin bir anlayış verir. Onu dinde bilgi sahibi kılar. Allah’ın kendilerini hak ve hidayet üzere koruduğu böyle bir topluluk kıyamete kadar kendilerine düşmanlık edenlere karşı muzaffer olmaya ve insanlara hak ve hakikati anlatmaya devam edecektir" buyurur.

Peygamberimiz (sav) ahir zaman peygamberidir. Nitekim “Ben ve kıyamet şu iki parmak gibiyiz” buyurarak şahadet parmağı ile orta parmağını göstermiş ve “benimle kıyamet bu kadar yakın ve benden sonra peygamber gelmeyecektir” buyurmuşlardır. Kıyametin alametlerini sayarken de önce kendi vefatını birinci alamet olarak saymıştır. Diğer alametlerini de kıyametin ne kadar yaklaştığını bilmemiz ve dünyaya fazla bağlanmadan ahirete yönelmemiz için ders vermiştir.

Kıyametten önce “kızıl rüzgârı” haber vermiştir. Zelzelelerin çoğalmasını ve birbiri arkasını takip edecek olan fitnelerden ve tehlikelerden haber vermiştir. Ayn-ı hakikat olan şerefli bir hadisinde şöyle buyurur: “Ashabım! Ganimet belirli kimselerin elinde dolaştığı, emanetin ganimet kabul edildiği, zekâtın külfet sayılarak verilmediği, ilmi dine ve ahirete hizmet dışında dünyevi amaçlar için elde edildiği, kişinin hanımına itaat edip annesine âsi olduğu, arkadaşına itaat edip babasından uzaklaştığı, mescitlerde gürültülerin çoğaldığı, fasık ve facirlerin toplumun liderleri haline geldiği, bayağı adamların milleti idare ettiği, kötülüğünden korkulduğu için kişiye saygı duyulduğu, şarkı aletlerinin ve şarkıcı kadınların çoğaldığı ve itibar gördüğü, şarapların içildiği ve bu ümmetin sonra gelenleri öncekilerine lanet okuduğu zaman kızıl bir rûzgarı bekleyin. Bundan sonra da depremler çoğalır, arzda çökmeler olur, insanların suretleri değişir ve bunun gibi fitneler arka arkaya gelemeye başlar. İşte bu zamanda bilin ki kıyamet yakındır.” (Tirmizi, Fiten, 31.)

Gerçekten de peygamberimizin (sav) haber verdiği bu durumların hepsini yaşayarak görmekteyiz. Bu ümmetin sonra gelenleri olan Cumhuriyetçiler önce geçenleri olan Osmanlı padişahlarına ve ilim adamlarına resmî törenlerde yıllarca lanet okumadılar mı? İlim, hatta din ilmi dahi sadece dünya menfaatini kazanmak, makam ve mevkiye geçmek ve yüksek maaşlar almak için tahsil edilmiyor mu? Fasık ve facirler toplumun liderleri konumunda değiller mi? Müzik aletleri ve müzisyenler en önemli aletler ve en değerli şahsiyetler haline gelmedi mi? Kişi anne-babasını terk ederek karısına ve arkadaşına itaat etmiyor mu? Yirminci asrı zulmü ve felaketleri ile anarşi ve teröre sürükleyen “Kızıl Komünistler” “Kızıl Kemerler” ve daha başka kendilerine “Kızıl” unvanı veren anarşi ve terör grupları oluşmadı mı?

İşte bunlardan dolayı yeryüzü isyan ediyor. Gökyüzü isyan ediyor, yağmurlar rahmet olmak yerine seller haline gelip felakete sebep oluyor, depremler çoğalıyor, yerler çöküyor ve bundan dolayı denizlerde tusunamiler meydana geliyor ve binlerce insanlar ölüyor insanların güvendikleri ve kazandıkları mallar başlarına bela oluyor. İnsanlar maalesef göründükleri gibi değiller Bediüzzaman’ın ifadesi ile “mesh-i manevi” ile her biri bir canavara dönüşmüş. İçleri dışlarına çevrilse, ruhlarında taşıdıkları duyguları ortaya çıksa her birini yılan, kurt, timsah, fare, köpek, kedi, eşek, öküz ve horoz gibi çeşitli suretlerde göreceğimiz kesin.

Peki, neden bu zalimlerin yüzünden masumlar acı ve ıstırap çekmekte ve zulme maruz kalmaktadır? Bunun cevabını da peygamberimiz (sav) şöyle vermektedir: “Hiçbir topluluk yoktur ki, aralarında günahlar işlenir, onlar da bu günah işleyenlere engel olacak güce sahip oldukları halde bu günahlara mani olmazlar ise Allah onların hepsini cezalandırır.” (İbn-i Mace, Fiten, 20) Demek iyiler de “Emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’il-münkeri layıkı vechile yapmadıkları veya karışmayarak veya yapmadıkları halde kalben isteyerek günaha ortak olmakla bela ve musibetleri kendilerine çekmektedirler. Bu nedenledir ki başı örtülü ve hatta çarşaflı bir annenin başı açık ve mini etekli kızlarını yanlarına alarak gezdiklerini görmeyenimiz yoktur. Din adamlarının dahi çocukları başı açık gezmelerine göz yumduklarını bilmeyenimiz ve görmeyenimiz yoktur. Herkesin evlerinde en az birkaç adet müzik aleti (tv, radyo, mp3 playerler var. Bilgisayarlar ve cep telefonları dahi bilgi ve iletişimden çok müzik, film, oyun ve eğlence aleti olarak kullanılmaktadır.) İnsanların değer verdiği en değerli insanlar müzik, oyun ve eğlence kadınlarıdır. Devlet onlara itibar etmekte ve belediyeler dahi milletten aldıkları vergileri onların ceplerine aktarmayı en değerli icraatları olarak saymakta ve insanlar bunun için liderlere oy verip seçerek başlarına getirmektedirler.

Bütün bunlar kıyamet alameti ve felaket habercisi değil de nedir?

Peki, bu şartlarda dinini yaşamak isteyenler ne yapacaklar? Bunu da peygamberimiz (sav) bize haber vermektedir. “İnsanları üzerine öyle bir zaman gelecek ki içlerinde dinin gereğini yapmaya, farzları yapıp haramlardan kaçmaya çalışanlar ellerinde ateş tutanlar gibi olacaklardır.” (Tâc, 5:607) “Böyle bir zamanda dünyanın en mutlu ve kendisine gıpta edilen insanı dünyanın en aşağılık adamı olacaktır. İşte kıyamet bunların üzerine kopacaktır.” (Tirmizi, Fiten, 30) Gerçekten dünyanın en aşağılık adamları millete yol göstermek ve onları idare etmek isteyenler olduğunu hep beraber yaşayarak görüyoruz.

Bütün bunlarla beraber dine hizmet etmeyi amaç edinen ve Allah rızasını esas alan bir cemaat de bulunacaktır. Allah onların gayretlerine ve hizmet aşklarına, kalplerinde taşıdıkları niyetlerine ve ihlâslarına bakarak kıyameti koparmayacak, diğer insanlar da onlar sayesinde Allah’ın rahmetinden ve nimetlerinden faydalanmaya devam edecekler ama bunu Allah’tan ve o hayırlı cemaatten değil kendilerinden bileceklerdir. Bu hususu peygamberimiz (sav) şöyle haber verir: “Sizin en iyileriniz kendisinden iyilik beklenen, şerrinden emin olunandır; en kötünüz de kendisinden iyilik umulmayan ve şerrinden emin olunmayandır.” (Tac, 5:606) “Ümmetimden hak üzere düşmanlarını yenen, muhaliflerinden ve kendilerinden ayrılmayanlardan zarar görmeyen bir cemaat Allah’ın emri olan kıyamet gelene kadar insanları ikaz ve irşat etmeye devam edecektir.” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 10)

Peygamberimiz (sav) bu zamanda hakkı müdafaa etmeye çalışanlara da tavsiyeleri vardır. Bu tavsiyelerini şöyle sıralamak mümkündür: “Allah bir kimseye hayır murat ederse ona dini konularda derin bir anlayış verir. Onu dinde bilgi sahibi kılar. Allah’ın kendilerini hak ve hidayet üzere koruduğu böyle bir topluluk kıyamete kadar kendilerine düşmanlık edenlere karşı muzaffer olmaya ve insanlara hak ve hidayeti anlatmaya devam edecektir.” (Müslim, İmare, 175)

Peygamberimizin (sav) haber verdiği böyle bir cemaat ihlâslı ve samimi olan avam-ı müslimîne rehber olacaklardır. Peygamberimiz (sav) “Şüphesiz ki benim ümmetim dalalet üzere birleşmez. Sizler bir ihtilaf gördüğümüz zaman cemaatten ve ümmetin inanç ve ibadet yönünden büyük topluluktan ayrılmayın” (İbn-i Mâce, Fiten, 8) buyurmuşlardır. Hatta peygamberimiz (sav) “Ahir zamanda ihtiyar kadınların saf ve samimi olan inançlarına uyun” (Keşfu’l-Hafa, 2:70) buyurmuşlar, çeşitli felsefî fikirlerin ve pak çok aykırı görüşlerin bulunduğu ve kafaların karıştığı dönemde saf samimi olarak inanan ihtiyar kadınlar gibi şüphesiz ve samimi bir inançla Allah’a inanmayı tavsiye buyurmuşlardır.

Peygamberimiz (sav) ayrıca sahabelerine “Size ashâbımın yolundan gitmenizi tavsiye ederim. Sonra ondan sonra gelenleri takip ediniz. Bundan sonra yalan o derece yaygınlaşır ki kişi yemin eder de yeminine itibar edilmez. Şahitlik eder de şahitliğine güvenilmez. Dikkat edin! Bir kadınla tenhada kalan hiçbir adam yoktur ki onların üçüncüleri şeytan olmasın. Sizlere tavsiyem her zaman cemaatle beraber olun ve sakın bölünmeyin. Zira şeytan daima tek kalan adamla beraber olur ve onu yoldan çıkarmaya çalışır. İki kişi olsa birbirlerini kötülükten sakındırır da şeytan onları aldatmaya yol bulamaz. Bu nedenle kim cennetin ortasını istiyorsa cemaatle beraber hareket etsin. Kimin iyilikleri kendisini sevindiriyor, kötülükleri de kendisini üzüyorsa bilin ki o halis bir mü’mindir” tavsiyesinde bulunmuştur.

Bu tavsiyeler elbette sahabelerin şahsında ahir zamanın dehşetli fitnelerine maruz kalan bizleredir.

Youtube Kanalıma Abone Olun!

Düzenli olarak paylaştığımız videoları kaçırmayın.

Abone Ol