Nakşi Tarikatının kurucusu Şah-ı Nakşibend hazretleridir; temeli “İman, İslam ve İhsan” hakikatlerini ders veren “Cibril Hadisi”ne dayanır. Bu hadiste İhsan’ın tarifi “Rabbini görüyor gibi ibadet etmektir. Sen onu görmesen de O seni görür.”
Giriş
Nakşi Tarikatının kurucusu Şah-ı Nakşibend hazretleridir; temeli “İman, İslam ve İhsan” hakikatlerini ders veren “Cibril Hadisi”ne dayanır. Bu hadiste İhsan’ın tarifi “Rabbini görüyor gibi ibadet etmektir. Sen onu görmesen de O seni görür.”
Amacı, gönlü Allah’tan başkasına yöneltmekten kurtarmak anlamında “Tevhide” yönelmektir. Bu da şiddetli mücahedeler ve meşakkatli riyazetler ile nefsi yenmek, devamlı kalple zikir çekerek ahlakını güzelleştirmek ve Resulullah’ın ahlakına uymak, sünnetine sarılmaktır.
Şeyh Sadi “Kurtulur sanma eh Sadi-i Hoca / Muhammed Aleyhisselama uymadıkça” demiştir. Bu sebeple Sünnet-i Seniyyeyi rehber etmedikçe kurtuluş mümkün olmaz. Tarik-i Nakşinin gayesi de Sünnet-i Seniyye dairesinde dine hizmet ve nefsi terbiye etmekle Allah’ın rızasını kazanmak ve cehennem azabından kurtulmaktır.
Nakşi Silsilesi
Nakşî Silsilesi iki koldan gelir.
Birincisi: Hz. Ebubekir (ra) Selman-ı Farisi (ra) Kasım b. Muhammed b. Ebubekir (ks) Cafer-i Sadık (ra) ve Beyazıd-ı Bistamî tarikıdır.
İkincisi: Hz. Ali (ra) İmam Hasan (ra) İmam Hüseyin (ra) Zeyne’l-Abidin (ra) Muhammed Bakır (ra) Cafer-i Sadık (ra) İmam Ali Rıza (ra) Hace Maruf-u Kerhî (ks) Hâce Sırr-ı Sakatî (ks) Hâce Cüneyd-i Bağdâdî (ks) Hâce Ebu’l-Osman Mağribî (ks) Hâce Ebu’l-Kâsım (ks) Hâce Ebu Ali Fermandî (ks)
Veyâ Hâce Ma’ruf-ı Kerhî (ks) Hâce Dâvud-u Tâî (ks) Hâce Habib-i Acemî (ks) Hâce Hasen-i Basrî (ks) tarikıyla gelmektedir.
Nakşıbendî’nin Müceddidiye kolu Mevlânâ Halid-i Bağdâdî (ks) ile hem Nakşî hem Kâdirî silsilesi birleşmiştir. Böylece Hz. Ebubekir (ra) ve Hz. Ali’den (ra) gelen Tarikat silsileleri nihayet Mevlânâ Halid-i Bağdadî ile birleşmiş ve sonlanmıştır.
Sonuç
İstikamet hak yolda sebat ve devam kerametin fevkındadır. İsmet Efendi (ks) "Risale-i Kutsiye" eserinde şöyle der:
“Sonra geldi gerçi şeyh Hâlid
Veli efdal mücahid ol mücahid.
Kemâlat şol kadar vermişti Vâhid
Ne mümkün vasf ede bu abd-i fâkıd
Bu zata bend olup hakka gidelim
Cemâl-i bâ kemâli seyr edelim.
Bu zât bin iki yüz yılda müceddid
Olup kıldı tarikatları bu tecdid.
Ki hatta bazı zât keşfetti Halid
Müceddit gayrı yok Mehdi Müceddid
Bu Mehdi’ye uyup hakka gidelim
Cemal-i bâ kemâli seyredelim.”
Mevlânâ Halid-i Bağdadîden sonra gelen müceddit ise Bediüzzaman Said Nursi’dir. Eserleri ve bu asırdaki “İman ve Kur’ana” hizmeti buna delildir.