SİYASET
22.2.2025 12:40

Oylarımız Boşa Gider mi

Mehmet Ali Kaya
Mehmet ALİ KAYA
Oylarımız Boşa Gider mi

Demokrasiden nasibi olamayan ve demokrasiye inanmayan istibdat ve iktidar heveslileri diyorlar ki: “Sakın oylarınızı dördüncü bir partiye vererek boşa atmayın. Sonra oyunuz boşa gider. Şayet iktidar partisine verirseniz oyunuz doluya gitmiş olur. İktidara gelmeyecek partiye oy verirseniz oyunuzu boşa atmış olursunuz…” Demokraside hiçbir oy boşa gitmez. Verilen her oy kutsaldır.

Demokrasiden nasibi olamayan ve demokrasiye inanmayan istibdat ve iktidar heveslileri diyorlar ki: “Sakın oylarınızı dördüncü bir partiye vererek boşa atmayın. Sonra oyunuz boşa gider. Şayet iktidar partisine verirseniz oyunuz doluya gitmiş olur. İktidara gelmeyecek partiye oy verirseniz oyunuzu boşa atmış olursunuz…”

Hem diyorlar ki: “Partiler (Kastedilen iki parti. Biri iktidar olan parti, diğeri muhalefette kalacak parti. İki partili siyasete angaje olmuşlar ya…) terazinin iki kefesi gibidir. Veya kaldıraç ve manivela gibidirler. Üçüncü ve dördüncü partiye oy vermek oyunuzu çöpe atmaktır. Oy çok değerlidir, çöpe atılmamalıdır.”

Şimdi bu iki mantık nasıl bir mantık? Akıl ve mantıktan yoksun bir mantık. Demokratik mi? Değil… Adil mi? Hayır, adil de değil. Neden? İnsanları seçmen olarak gören bir mantık olduğu için. Zira bu mantık ve düşünce “Padişahım çok yaşa! Sen olmasan bir olmazdık. Biz tebayız, siz idarecisiniz. Size itaat borcumuzdur. Siz ne yaparsanız haklısınız” diyen bir mantıktır. Bunda “Ben de seçmen değil, parti kurucusu ve yöneticisi olacağım ve senden daha iyi bu ülkeyi yöneteceğim” düşüncesi ve gayreti yoktur. Böyle olunca da “Biz seçmeniz, kaderimize razıyız, yöneticimiz ne derse ve ne yaparsa doğrudur. Biz tebayız itaat etmek borcumuzdur” düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Demokrasi zaten böyle bir düşünceyi ve teba mantığını yıkmak için vardır.

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin ifadesi ile “İstibdat kendini ibka etmek için bu telkinatı yapmaktadır.” (Münazarat, 1996, s.80) Bediüzzaman “Münazarat” isimli eseri ile Meşrutiyet/ Demokrasi “herkesi bir padişah hükmüne getiriyor; siz de hürriyetperverlik ile padişah olmaya gayret ediniz” (Münazarat, 1996, s.24) diyerek yönetici olmaya veya bir yöneticici gibi düşünmeye çağırmaktadır. Dolayısıyla demokrasi seçmen olmak yerinde bir de aday olmak ve parti kurmak gibi bir alternatifi önümüze koymaktadır. Bu nedenle bir “Nur Talebesi” “oyum boşa gider” düşüncesi ile alternatiflerin önünü tıkama düşüncesini asla kabul etmez ve başkasına telkin etmez.

Demokrasi alternatif üretme rejimidir. Her zaman iktidarın alternatifi vardır ve bu alternatif halkın liderleri tarafından üretilir ve hiç kimse hiçbir şeye mahkûm değildir. Meclis-i Mebusan’da muhalfet de, alternatif partiler de bulunur. Meclise girsin girmesin seçmenlerin hiçbirini oyu boşa gitmez ve demokrasiye katkı sağlar.

**

Çarpık mantık yanlış düşünceyi doğurur. Bu nedenle İmam-ı Şafii (ra) “Usul, esas kadar önemlidir” diyerek Kur’âdan ve Hadislerden hüküm çıkarmanın usullerini belirlemiş ve bu konuda “Usul İlmi / Metodoloji” ortaya koymuştur. “Herkes kendi kafasına ve yanlış düşüncesine göre Kur’ândan hüküm çıkaracak olursa birçok ‘Fırak-ı Dâlle/ Sapık Fırkaların’ ortaya çıkmasına sebep olur, doğruyu ve hakikati bulamaz” demiştir. Şafii’den (ra) sonra gelen İslam bilginleri bu metotlara göre hüküm çıkararak isabet etmişler ve “Usulsüzlük vusulsüzlüğe sebeptir” demişlerdir. Gerçekten de “Ölçü” olmazsa asla adalet ve hakkaniyet olmaz. Bu nedenle “Mizan / Ölçü” her şey için gereklidir. Uzunluğu metre ile, ağırlığı kilo ile, ısıyı da termometre ile ölçeriz ve doğruyu ifade ederiz.

Risale-i Nurlar da aynı şekilde “Ölçü ve Metot” dâhilinde okunmalı ve ona göre hüküm verilmelidir. Herkes kendi eksik ve noksan bilgisi ve aklı ile hüküm verecek olursa gerçek ortada kaybolur ve kafalar karışır. Bundan da en çok “hançerini islamın bağrına sokan ehl-i dalalet” istifade eder. Bediüzzaman hazretleri “Usul ve Esas Kitabı” olarak te’lif ettiği “Muhakemat” isimli eserinde “Sekizinci Mesele”de “Heyhat! Ey miskinler! Nerede aklınız kâinata mühendis olmaya liyakat göstermiştir? Bu cüz’î aklınızla hüsn-ü küllîyi ihata edemezsiniz. Evet, bir zira’ kadar bir burun altından olsa, yalnız ona dikkat edilse, güzel gören bulunur!” (Muhakemat, 66) demektedir. Evet, “Yanlışlık tatbik-i nazariyat ve muktazây-ı hali bilmemekten çıkar.”

Youtube Kanalıma Abone Olun!

Düzenli olarak paylaştığımız videoları kaçırmayın.

Abone Ol