
Bediüzzaman hazretleri “Risaleler müşteri aramaz, ihtiyaç sahipleri gelir onu bulurlar” demektedir. Gerçekten Allah rızasını arayanlar, “Marifetullah” konusunda samimi olanlar kesinlikle Risale-i Nurları arar ve bulurlar. Zira bu zamanda “Tevhid” ve “Marifetullah” konusunda, imanı öğrenmek, anlamak ve Allah hakkında bilgi edinmek isteyenler kesinlikle Risale-i Nurdan daha iyisi yoktur.
Risale-i Nurlar ağdasız hakiki Türkçe ile telif edilmiştir. Anlamak niyeti ile okunduğu zaman anlaşılır. Buna Risale-i Nurları okuyarak istifade eden çobanlar, köylüler ve işçiler dahi şahittir. Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin ilk talebeleri köylüler ve hatta hiç okuma ve yazma bilmeyenlerdir. Hafız Ali, Abdullah Çavuş, Sıddık Süleyman, Marangoz Ahmet, Mustafa Çavuş vs. hepsi köylüdür. Bediüzzaman hazretleri “İhlâs Risalesinde” “Yirmi sene kendi memleketimde ve İstanbul’daki hizmetten yüz derece daha fazla hizmeti bu safi kalp insanlarla yaptım” der. Bu demektir ki “İslama hizmet, imanı kalplere ve gönüllere nakşetme ve Kur’ana hizmet etmek için mal, makam, mevki sahibi olmaya gerek yoktur. Bilakis bu gibi dünyevi ve maddi şeyler hizmetin önüne çoğu defa engel olmaktadır.
Risale-i Nur ile imana hizmet kalplere ve gönüllere Allah sevgisi ve korkusu vermek, Allah’ı insanlara sevdirmektir. Nitekim rivayetlerde vardır ki Yüce Allah Musa’ya (as) “Ya Musa benim için ne yaptın?” diye sorar. Musa (as) yaptığı ibadetleri sayar. Yüce Allah “Ya Musa onlar senin içindir. Benim için ne yaptın?” diye sorar. Bunun üzerine Musa (as) “Senin için ne yapmam gerek ya Rabbi!” der. Yüce Allah “Ya Musa! Benim nimetlerimi sayarak sevgimi bir kulumun kalbine koydun mu? Beni insanlara tanıtarak benden korkmalarını sağladın mı? İşte bunlar benim için yapacağın amellerdir” buyurmuştur. İşte Risale-i Nurların okuyanlar ve dinleyenler üzerindeki etkisi ve tesiri böyledir. Okuyan ve dinleyenin kalbine Allah’ı tanıtarak Allah sevgisi ve korkusunu verir.
Bediüzzaman hazretleri “Risaleler müşteri aramaz, ihtiyaç sahipleri gelir onu bulurlar” demektedir. Gerçekten Allah rızasını arayanlar, “Marifetullah” konusunda samimi olanlar kesinlikle Risale-i Nurları arar ve bulurlar. Zira bu zamanda “Tevhid” ve “Marifetullah” konusunda Risale-i Nurlardan daha mükemmeli yoktur. İmanı öğrenmek, anlamak ve Allah hakkında bilgi edinmek isteyenler kesinlikle risaleleri bulur ve okurlar.
Her şeyden önce kişinin “İmana ve Kur’âna hizmeti” dert edinmesi gerekir. İnsan neyi düşünür ve neyi dert edinirse o kişi odur. Bu nedenle hizmeti dert edinen risaleleri okuyamasa, okuması ve yazması olmasa da hizmet eder. Risale-i Nurları okuyamadığı halde okuyan birisine okutarak dinleyip istifade eden yüzlerce “Nur Talebesi” vardır.
Risaleleri okuyan anlar, anlayarak okuyan ise bu zamanın hakikatli bir âlimi olur. İslama hizmet konusunda pek çok din adamının içinden çıkamadığı konulara doğru ve sağlıklı çözüm bulabilir. Bediüzzaman hazretleri “Risale-i Nurları bir sene kabul ederek ve okuyarak istifade eden bu zamanın hakikatli bir âlimi olabilir” (Lemalar, 171) buyurmuştur.
Bediüzzaman hazretlerinin gözde talebesi olan Zübeyir Gündüzalp ağabey “Risaleleri öyle okuyun ki dem ve damarlarınıza sirayet etsin. Gerçek bir Nur Talebesi bir saat içinde tüm risaleleri zihninden mütalaa ederek hangi risalede hangi konuların olduğunu bilmelidir” demiştir. Böyle bir talebe elbette bu zamanda hakikatli bir âlim sayılır.
Önemli bir husus da Risale-i Nuru okuyanların ve dinleyenlerin kendi fikir ve düşüncelerini risalelere göre tashih ederek düzeltmeleri gerekir. Kendi yanlış düşüncesini esas alıp risalelerden delil bulmak için okuyan ve araştıran risale-i nurları anlayamaz.